|
Gökçe Fırat |
Federasyon realite, masa
PKK kendi askeri gücü ile Türk askeri gücünü yıkamayacağını
görmüştü. Daha fazla silahlı mücadelenin alabileceği sonuç kalmamıştı. PKK’nın bölge halkı üzerindeki etkisininse halkı devlete karşı
savaştıracak kadar güçlü olmadığı ortaya çıkmıştı. Bu
değerlendirmeleri yapan örgüt bir strateji değişikliğine gitti. Türk devleti ile savaşı, sadece kendi askeri olanakları ve bölge halkı ile sürdürmek ve sonuçlandırmak
hayaldi. Hayaldi ama hangi kuvvetle kendi cephesini
kuvvetlendirebilirdi? İşte bu kuvvet
AB ve ABD’ydi.
1- Bölgede eline Apo posterini alıp gösteri yapacak kadar PKK’ya bağlı önemli bir
kalabalık vardır. Son
gösteriler bu
kalabalığın en aşağı
1 milyonluk bir kitle olduğunu
göstermektedir!
2- Güneydoğu Anadolu bölgesinde Türk devletinin değil PKK’nın yan kuruluşu olarak çalışan DTP’li belediyelerin sözü
dinlenmektedir.
Ve dahası PKK halkı
bu belediyeler aracılığı ile örgütlemektedir.
3- Türk askeri güçleri bölgeden çekilmiştir. Ama Şemdinli ile başlayan süreçte tüm jandarma gücünün dahi bölgeden
atılacağı bir dönem hazırlanmaktadır.
4- Güneydoğu’da kabul edelim ya da etmeyelim bu görünüm içinde “özerk bir Kürt otoritesi” kurulmuştur!
|
Özgür Erdem
Ermeni Soykırımı değil Türk Soykırımı!
Ermenilerin gerçekleştirdiği 31 Mart 1918 Bakü soykırımının yıldönümü Azerbaycan tarafından Azeri Soykırım Günü olarak belirlenmiştir. Bakü soykırımının yıldönmünde, Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu bir sempozyum düzenledi. Taksim Hyatt Regency Hotel’de gerçekleşen sempozyumda Ermeni yalanlarına karşı tarihsel gerçekler anlatılarak Türk tezleri savunuldu. Yıllardır bilimsellik adına savunulan Ermeni iddiaları çürütüldü ve tarafsızlık adına Ermeni propagandası yapılmasına izin veren anlayış mahkum edildi. Sempozyumda ayrıca Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin geleceği ve Türk dünyasının birliğiüzerine canlı tartışmalar yürütüldü. Sempozyuman 600’ kişi aşkın bir kitle tarafndan baştan sona coşkulu bir şekilde takip edilmesi dikkat çekici ve onur vericiydi. Böylece Ulusal Güçler güçlü bir sempozyumla sesini daha güçlü bir şekilde duyurmuş oldu. |
Kuzey Fırat
TC,
Turgay Ciner olmasın?
ADKF’nin Azerbaycan İstanbul Başkonsolosluğu ile birlikte düzenlediği “Ermeni Soykırımı Değil Türk Soykırımı” başlıklı sempozyum haberinin Cumhuriyet gazetesinden verilişi: “Azeri Soykırımı Anlatılamadı.”
Sizce Cumhuriyet neden böyle verir haberi? Ermeni dostluğundan mı, Türk düşmanlığından mı, yoksa Atatürk düşmanlığından mı?
Sempozyum tam altı saaat sürmüş bir.
Cumhuriyet’in içerde muhabiri yoktu iki.
Azeri soykırımı ile ilgili yarım saatlik sinevizyon gösterimi yapıldı üç.
Sempozyum’daki konuşmaların kitapçığı yakında çıkacak dört.
Altı saatlik sempozyumdan Cumhuriyet’in başlığa çıkartığı şey ne peki: Azeri soykırımı anlatılamamış!
İşte budur Cumhuriyet’in gazeteciliği! |
Ali Özsoy
“Hıristiyan” terörist ülkenin sırları
Weems açıkça Ermenilerin kendisini öldürmek istediğini duyurarak kamuoyunu ve yetkilileri uyardı. Weems’in serinin birinci kitabını yayınlamasının üzerinden daha bir yıl geçmeden “kalp krizi” resmi teşhisiyle şüpheli bir şekilde 25 Ocak 2003’te vefat etmesi halen aydınlanmamış bir olaydır. Yakınları bunun bir zehirlenme vakası ve yeni bir Ermeni terör eylemi olmasından ciddi bir şekilde şüphe
etmektedir. |
Yekta Güngör Özden
Seçime doğru
TÜRKSOLU, Türkiye’nin soludur, ulusal soldur, özsolumuzdur. Bu güzel addan korkup çekinenleri duydukça insan ne diyeceğini şaşırıyor. Tıpkı milliyetçilikten korkanların varlığına ne denileceği gibi. Milliyetçilikten milliyetsizler hoşlanmaz. Şeriatçılığa, ırkçılığa, ahlaksızlığa, soygunculuğa, bölücülüğe, yıkıcılığa, her tür kötülüğe karşı çıkmayıp milliyetçiliğe karşı çıkmak anlaşılır tutum değildir. |
Reha Ören
Alternatif
ordu mu?
Sizler “Şimdiki solcular insan hakları beyannameleri yayınlamakla övünüyorlar. Biz Kürt Hakları Beyannamesi yayınlarken neredeydiler?” diyen şimdi popüler ulusalcılar!. Alın size insan hakları. Tepe tepe kullanın, alın size demokrasi nerenize dayarsanız dayayın. |
|
|
Ali Özsoy |
İşbirlikçiliğin kullanım
süresi doldu,
ABD Türkiye’yi toptan
harcayacak
ABD Türkiye’de her gücü kıskaç altına alıyor. Hepsine karşı elinde kozlar var. Türk Ordusu’na hazırlanan son büyük tuzak bu işin bir parçası. PKK’ya karşı K. Irak’ta operasyon yapabilme olanağı ve AKP’ye karşı destek olma oltasıyla Türk Ordusu’nun İran’ın işgali için ABD’ye desteği isteniyor. Eğer bu olta yutulursa senaryoya göre Türkiye’de AB karşıtı ama tamamen Amerikancı sözde ulusalcı bir iktidar kurulacak. AKP tasfiye edilecek, AKP içinden ve dışından yeni sivil piyonlar ve bazı üst düzey komutanlar ile İran ve Suriye’nin işgali operasyonlarında ABD’nin istedikleri yapılacak. Ama eğer ABD İran ve Suriye’yi işgal ederse, PKK’yı K. Irak’tan değil İran, Suriye ve “Büyük Kürdistan” denen tüm coğrafyadan atmak gibi bir sorun ortaya çıkacak. Terör daha da azacak. Ama tüm bölgeye egemen olan ABD tarafından Türk Ordusu’nun eli iyice bağlanacak.
ABD bu süreçte Türkiye’den kimseyi kazanmaya çalışmıyor. Tayyip’i de, ona muhalif siyasileri de, hatta Türk Ordusu’nda yaratmayı başardığı yeni komuta kademesini dahi kazanarak değil, köşeye sıkıştırarak kendi planlarına dahil etmeye çalışıyor. Çünkü Türkiye’ye artık zorla kabul ettirilecek planları uygulama aşamasındalar. |
Kaya Ataberk
PKK’ya sükunet, TÜRKSOLU’na saldırı!
Ülkücüler ne yapıyor?
“Kürt halkı”yla karşı karşıya gelmemekle övünen, “Kürt realitesi”ni Tayyip’ten bile daha açık tanıyan bir MHP. Sanırız ki böyle bir parti kadar PKK’yı sevindirecek bir şey daha olamazdı. Doğal olarak onlar da MHP ve Bahçeli’ye takdirlerini sundular. Bahçeli’nin
açıklamaları en ciddi olumlu etkiyi DTP’liler gösterdi.
O kadar ki, DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, katıldığı bir
programda Bahçeli’ye takdirlerini sunmaktan geri kalmadı: “Olaylarla ilgili en makul açıklamayı Devlet Bahçeli yaptı. Bu tutumunu takdir ediyoruz” diyen Ahmet Türk sanırız ki Bahçeli’nin gözlerini de kardeşlikle yaşartmış olmalı. Ama tabi ki bu MHP’nin PKK’dan aldığı ilk takdirname değil, hatırlanırsa benzer kutlamalar Apo’nun MHP’li hükümet tarafından idamdan
kurtarılması üzerine, Kürtçü çevreler tarafından yapılmıştı. |
Turhan Feyizoğlu
İstanbul işgal edildiğinde
Türk emniyet güçlerinin
direnişinden iki örnek
Polis Cemil Efendi, evine gitmek üzere, 31 Ağustos 1919 günü, Ayasofya’dan geçen bir tramvaya bindiğinde, altı-yedi tane Fransız askerinin tramvaydaki iki Türk kadınına tecavüz etmekte olduklarını gördü. Polis Cemil Efendi buna mani olmak isteyince Fransız askerleri kasaturayla Polis Cemil Efendi’ye saldırdı. Çıkan kavga sonrasında Polis Cemil Efendi işgalci emperyalist güçler tarafından tutuklandı. Fransız Harb Divanı, Polis Cemil Efendi’yi, on sene ağır hapse mahkum etti ve Fransız Guyanası’na sevketti. |
Yavuz Selim
Bir savaş çıktığı takdirde Yunan Finansbank acaba
kimi finanse edecektir?
Her şeyin defter değeriyle ölçülmeye başlandığı bir ülke de, yakında ülkenin kendisi de defter değeriyle ölçülmeye başlanır. Sormak lazım: Türkiye Cumhuriyeti’nin defter değeri ne kadardır? Defter değerinin kaç katını verenlere bu ülkeyi babalar gibi satabiliriz? Bu satışın içine, toprağın her metrekaresindeki binlerce şehit de dahil midir? Yoksa onlar defter değerinden ayrı bir kalem midir?
|
Cihan Dura
Yakalama dönemi:
Almanya ve Fransa
Şimdi aynı soruyu Almanya ve Fransa için soruyorum: Eğer o zamanlar İngiltere; Almanya ve Fransa’ya liberalizmi, serbest piyasayı, küreselleşmeyi, özelleştirmeyi, … dayatsaydı, Almanya ve Fransa sanayileşebilir miydi?
Peki Türkiye’ye neden dayatılıyor?
Bu dayatma sürdükçe de asla sanayileşemeyecek, asla kalkınamayacağız.
Öyleyse, neden bu dayatmaya boyun eğiyoruz? |
Nedret Ebcim
Fenerbahçe-Galatasaray derbisi
Her şeyden önce iyi oynayanın kazanması temennisi ile iki takıma da başarılar dileriz, ama bize göre maçın mutlak favorisi Fenerbahçe’dir. Tahminime göre Fenerbahçe maçı zor da olsa kazanacaktır. |
|
|