|
Gökçe Fırat |
Huzurlarınızda “iyiniyetli Kürtler”
Ancak PKK ve Apo’nun rahat hareket
edebilmesi içinse Kürt bölücülüğüne karşı duyarlı kesimlerin dikkatinin başka
noktaya yöneltilmesi gerekiyordu. Bunun içinse Barzani
kullanıldı. Türk
milliyetçi kesimine
verilen asıl tehlike Barzani, zaten Apo hapiste, bir gücü yok mesajları ile birlikte, “sınır çindeki
ayaklanma hazırlığı” gözlerden saklanılarak asla girişilemeyecek bir “sınır ötesi”ne gözler çevrildi. Bu süre zarfında hazırlıklarını tamamlayan ABD düğmeye bastı ve hem orduya, hem AKP’ye yönelik büyük kıskaç hareketini başlattı. İlk büyük tertip Şemdinli’ydi. Şemdinli’de doğrudan ABD’ye bağlı tezgah uygulamaya konuldu. Burada ABD’ye bağlı bir merkez eylemi yönetti. |
Ali Özsoy
Evin içindeki hırsız yoksa Sabri Uzun mu?
Kendi başarılarını övmek için
CIA ve FBI ile en sıkı işbirliği içinde olan
İstihbarat Daire Başkanı olduğunu, bu
sayede El Kaide’ye karşı Sakka operasyonu
gibi çok başarılı işler başardığını savunan Uzun,
CIA ve FBI ile ne düzeyde ve hangi konularda görüşmektedir?
ABD için El Kaide’ye karşı istihbarat toplamak
dışında Türk devleti için terör örgütü PKK’ya karşı istihbarat çalışması yapmakta mıdır? ABD ile bu ülkenin El Kaide mücadelesine destek olmanın ötesinde başka bir işbirliği de var mıdır?
PKK örgütüne karşı ABD’nin kamuoyunca
çok iyi bilinen gizli-açık destek
tavrını paylaşmakta mıdır? |
Nur Arslan
Sabri Uzun’un
solcuları!
Sonuçta siyasi tavrının hükümetten yana olduğu herkes tarafından bilinen Sarıkaya’nın Cumhuriyete ve Ordu’ya savaş açması olağandışı bir durum değil. Yıllarca sağcı ve gerici kadrolarla doldurulmuş olan bir teşkilatın üst düzey bir yetkilisinin savcıyı desteklemesi de karşılaşılması muhtemel olaylardan biri. Peki solcuların tavrını neyle açıklamalı? Türkiye’de solcular ne zamandan beri polisi, hem de bir istihbaratçıyı savunur oldular? Olur olmaz her eylemlerinde “faşist polis” diye slogan atanlar, ne zamandan beri faşistlerin yanında tavır alır oldular? |
Kuzey Fırat
Özkök'ün arslancığı
Esasında, Arslan Bulut’un gazetecilik geçmişi, teröristleri, Türk insanına kabul ettirme çabalarıyla doludur. 1990’larda, PKK’nın adeta siyasi sözcülüğünü yapan Doğu Perinçek ile “Türkçü Devrimci Diyaloğu” adı altında ilk temasa geçen ve bununla da hala övünmekte olan Arslan Bulut’tur. Oysa ortada ne Türkçü vardır ne de devrimci! |
Yekta Güngör Özden
Laf ve gaf
Atatürkçülüğe karşı
çıkılarak Türk milliyetçiliği
olamaz, Atatürk’ü yadsıyan Türk milliyetçisi olamaz.
Gerçek yurtseverlere "Ne
mutlu Türk’üm diyene!"
özdeyişinin kıvancı yeter. Başka hiçbir bağa gereksinim
duyulmaz, ayrıntıya
dayanılmaz. Türklükle övünmek her şeye değer. Milliyetçilik köktendincilikle bağdaşmaz. Şeriatçılara destek verenin sıkışınca bayrak taşıması inandırıcı olmaz. |
Turhan Feyizoğlu
ABD, İsrail ve İngiliz
emperyalistlerinin Irak’taki katliam, vahşet, işgal ve yağması
“Demokrasi getiriyoruz” safsatasıyla yapılan bu katliam, soykırım, vahşet ve işgal unutulmayacak. Nasıl diğer yaptığı katliamlar, soykırımlar ve vahşetler unutulmadıysa. ABD ilişkiye girdiği hangi ülkeye demokrasi götürmüş? Götürdüğü sadece sefalet, sömürü, yoksulluk, soykırım, vahşet ve işgal olmutur. Evet demokrasi (!). |
|
|
|
İnan Kahramanoğlu |
Ermeni’nin Türk’e propogandası
Bu konferans hiç yapılmasa aslında çok daha yerinde olurdu. Nedenine gelince; hiç olmazsa Bilgi Üniversitesi’nde bir grup Ermeni, yine etraflarına topladıkları bir grup Ermeniye kendi propagandalarını yapmışlardı. Kısacası artık kanıksadığımız tipik bir “Ermeniye Ermeni propagandası” durumu. Peki ya İ.Ü’deki konferans? Açıkça söyleyelim bu konferans tam anlamıyla “Türk’e Ermeni propagandası”na dönüşmüştür. Dolayısıyla sonuçları açısından Bilgi Üniversitesi’ndeki konferanstan daha zarar verici olmuştur. |
Özgür Billur
Hacı Operasyonu’ndan
AKP Operasyonu’na
ABD, Türkiye’nin İran saldırısı öncesi “hizaya getirilmesinin” önemini çok iyi bildiğinden kimi zaman tehditkar bir üslupla Türkiye’ye yükleniyor. Hacı Planı’nın bu dönemde ortaya çıkması tesadüf değil. AKP hükümetine verilen mesaj şu: “Eğer isteklerime boyun eğmezsen ben er ya da geç istediğimi yaparım, ama seni hem ekonomik hem siyasi olarak silerim.” Ardından Tayyip Erdoğan’ın İslamcı bir rejim kurmak için çalıştığı ve bunun laik Türkiye için tehdit olacağı haberleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin buna karşı durduğu tespiti. |
Deniz Erdönmez
Hangimiz terörist!
Çünkü buradan şu çıkar: Terörizme
küresel deseniz de tek bir terörist yoktur. Teröristler arasından birisi veya birkaçı küresel olabilir. Bu denklemde taşları yerine koyalım: ABD hiç kuşkusuz Küresel Teröristtir! Yalnızca bir değil birçok ulusun varlığı ve devamı için bir tehdit olduğunun kanıtlanması yanı başımızda uyguladığı soykırıma bakmak kadar basittir! Bu küresel terörist, küresel boyuttaki operasyonlarını her zaman bizzat yapmak yerine onun acentalığını yapacak, yardım ve yataklık edip besleyip devşirdiği teröristlerle yapar ki işte bu da “bizim terörist örgütümüz”
PKK’dan başkası değildir. |
Ali Özsoy
CHP kimin safında karar vermeli
PKK ve AKP varken CHP’ye bu misyonda ekmek zaten yok. Ancak kullanır atarlar. CHP bu yolda devam ederse kendini bitirir. Ancak kimse zannetmesin ki CHP bitti diye Cumhuriyet biter. Atatürk’ün Cumhuriyeti’ni savunacak güçler mutlaka çıkacaktır. CHP safını hemen belli etmezse Cumhuriyet’in karşısında işgal güçlerinin safında yok olacaktır.
|
Reha Ören
Paşam, senden ve
şehitlerimizden
utanıyorum
Şimdikiler sürünmemizi istiyorlar Paşam. Ne içün? Daha çok para kazanacaklar. İşkembelerini, kursaklarını daha çok dolduracaklar da onun için Paşam.
Affet bizi, senden özür dilemek için bile yüzümüz olmadığı gibi ölecek cesaretimiz bile yok. |
Nedret Ebcim
Atatürk’ün
seyrettiği ilk maç
Amaç, Türk ordusunun herhangi bir saldırı da bulunmayacağını düşman kuvvetlerine inandırmaktı. Emperyalistler bu zokayı yutmuşlardı. Maç oynandı. Aynı akşam Genelkurmay başkanı Fevzi Çakmak, İsmet Paşa, Nurettin Paşa, Yakup Şevki Paşa ve diğer yüksek rütbeli subaylarla toplantılar yapan Atatürk, taarruz ile ilgili planları, direktifleri verdikten sonra düşmana saldırı tarihine de bu akşam karar vermişti. |
İsmail Bostancıoğlu
Parlamentoculuk mu?
Cuntacılık mı?
Yoksa devrimcilik mi?
Avcıoğlu rejimin temel ayağı olan
çok partili sistemle Atatürk ilkeleri
arasındaki çelişkilerin gittikçe arttığını da
tahlil etmektedir. Bu durum toplumdaki Atatürkçü güçlerin rejimle kavgaya girmesini gerektirmektedir. Aksi halde bu güçler düzen tarafından etkisiz hale getirilecektir. Avcıoğlu YÖN ve DEVRİM’deki yazılarında bu mücadelenin dengelerini değiştirmeye çalışmıştır. Gerici güçlerin hareket alanı olan
parlamentoya ve bunun ifadesi olan demokrasi paradigmasına karşı devrimi
ön plana çıkarmıştır. |
|
|