06.03.2006
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Türkiye
Türkiye
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Kitap

Hazar Arısoy

Doğan AvcıoğluDoğan Avcıoğlu ile
Milliyetçiliğin Yeniden Keşfi
Gerçek milliyetçiler
sosyalistlerdir

Yıllardır zamanla aşındırılan Türklük ve bağımsızlık artık sistematik olarak yok edilme sürecine girmiştir. 60’larda olduğu gibi bugün de toplumda milliyetçiliğe doğru yönelim vardır. Millet kimliğine sahip çıkmaktadır. Tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de bu yöneliş Amerikancı milliyetçiler tarafından kesilmeye çalışılıyor. Özellikle son süreçte yükselen Amerikan düşmanlığı ancak Amerikan dostu bir milliyetçilikle önlenebilir. Yıllardır Amerikancılığı kimselere bırakmayanların bugün bir anda Amerikan karşıtı olmaları bu yüzdendir. Bu ülkede eğer Amerikan karşıtlığı olacaksa o dahi ABD’nin güdümünde olmalıdır. Nitekim bugün yaşanan onca olaya karşı “milliyetçi” parti halka “provokasyon”a kapılmamayı evlerinde uslu uslu oturmayı tavsiye etmekte. 80 önce her sokak başında sokak başlarında devrimci avlayanlar bugün yakılan Türk bayraklarına karşı eylem yapmayı provokasyon sayıyor. Onlara göre milliyetçiliğin gereği yıkıma sessiz kalmak olmalıdır.

Milliyetçilik bayrağını yükseltmek

Doğan Avcıoğlu’nun YÖN ve Devrim Dergilerinin başyazarı olarak yazdığı makaleler yıllar sonra İleri Yayınları tarafından kitaplaştırılarak raflardaki yerini aldı.

Doğan Avcıoğlu ortaya koyduğu tezlerle Türk siyasi hayatına yepyeni bir bakış getirmiş bir aydın. Kendi tanımıyla Menderes faşizminin ardından meydana gelen 27 Mayıs sonrası oluşan demokratik süreçte özellikle YÖN’de ortaya koyduğu tezlerle başta gençlik ve Ordu olmak üzere geniş halk kitleleri üzerinde etkili olmuş, sadece fikir üretmekle kalmayıp ayrıca bu kitleleri örgütlemeye, harekete geçirmeye çalışan bir eylem adamı. Türkiye üzerine tespitleri hala Atatürkçü çevrelere yol göstermektedir. Geçen 50 yıllık sürecin ardından yapılan değerlendirmelerde Doğan Avcıoğlu hep “Kemalizm ile Sosyalizmi birleştiren fikir adamı” ifadesiyle hatırlanır. Oysa Doğan Avcıoğlu’nun ürettiği siyasetin temelinde her zaman milliyetçilik yer almıştır. Bugün milliyetçilik tartışmalarının tekrar alevlendiği bir süreçte Avcıoğlu’nun ortaya koyduğu milliyetçilik kavramı daha da önem kazanmaktadır.

“YÖN Milliyetçilik bayrağını en yükseklerde tutarak yayın hayatına başladı.”

Doğan Avcıoğlu YÖN’ün siyasi hayatına başlangıcını bu şekilde ifade eder. Tabi burada Avcıoğlu’nun milliyetçilik tanımını açmakta yarar vardır. Milliyetçilik bir milletin her türlü dış etkenden bağımsız olarak siyasi kültürel, iktisadi vb. hayatın her alanında ayakta durabilmesi olarak tanımlanır. Millet, dayanacak bir odak aradığı durumda zaten milletliğini kaybeder. Bu yüzden Milliyetçiliğin ilk ve vazgeçilmez şartı tam bağımsızlıktır.

Tam bağımsızlık, ülkenin dış güçlerin etkisinde olmadan kendi menfaatleri için, kendi inisiyatifini koyabilmesidir. Milliyetçilik her türlü bağımlılık ilişkisini reddeder. Özellikle emperyalist devletlerle kurulacak ilişkilerin ülkeyi emperyalistlerin yörüngesine oturtacağı açıktır. Emperyalizm ezilen ülkelerle her türlü ilişkiyi sömürü zemininde kurar.

Milliyetçilerin anti emperyalist olmaktan başka şansları yoktur. Anti emperyalizm kurulmaya çalışılan tek taraflı bağımlılığa karşı durmaktır anlamına gelir. Milletin sürekliliği ancak antiemperyalist milliyetçiliğin hakim olmasıyla mümkündür.

Sermaye ve Milliyetçilik

Ortaya çıkan sonuç: milliyetçilik eşittir anti emperyalizmdir. Tabi antiemperyalist mücadele emperyalist dış güçlerle beraber bu güçlerin ülke içindeki uzantılarını da kapsamaktadır. Bu uzantılar ilk etapta ülke içerisindeki kapitalist güçlerdir. Günümüzde emperyalizm ezilen milletlere kapitalizmle saldırmakta, yarattığı işbirlikçi sınıflarla milleti parçalamaktadır.

Gerçek milliyetçilerin mücadele bayrağını yükseltecekleri ilk mevzi kapitalizme karşı olmak zorundadır. Türkiye gibi ülkeler, kökü dışarıda olan kapitalist sınıflar aracılığıyla doğrudan emperyalist metropollere bağlanır. Kapitalizmin barındığı bir ülkenin bağımsız olması mümkün değildir. Kapitalist sınıflar bir yandan emperyalistlerin acenteliğini yaptığı gibi bir yandan da iktisadi gücüyle milleti ezeceklerdir.

Eğer milliyetçiler bağımsızlık için mücadele edeceklerse antikapitalist olmak zorundadırlar. Siyaset biliminde bunun karşılığı sosyalizmdir. Sosyalist düzen, ülke içindeki kapitalist unsurları yok ederek emperyalizmin ülke içerisindeki etkisini kıracaktır. Böylelikle millet içerisinde oluşan sınıfsal kamplaşma yok edilecek; millet “kaynaşmış, sınıfsız bir kütle” olarak iktidara taşınacaktır.

Türk Solu’nun Kökeni

Buraya kadar Doğan Avcıoğlu’nun nasıl bir milliyetçilik anlayışı ortaya koyduğunun üzerinde durduk. Aslında Avcıoğlu’nun yazdıkları ilk kez ortaya sunulan tespitler değil, Türk tarihinde defalarca sınanan toplumsal gerçeklerin sistematik bir şekilde sunumudur.

Kurtuluş Savaşı bu anlamda bir milliyetçilik zemininde verilmiştir. Düşman emperyalizm ve kapitalizmdir. Tüm dünya Türk Kurtuluş Hareketi’nin başındakileri Türk milliyetçileri olarak bilir. Avcıoğlu’nun yaptığı bu gerçeği bir kez daha hatırlatmak olmuştur. Zaten o dönemde de antiemperyalizm ve anti kapitalizm -yani sosyalizm- milliyetçilik temelinde yükselmiştir. 27 Mayıs hareketi bu milliyetçilik zemininde yapılmıştır. Üniversitelerde hakim olan sosyalist gençlik kitlesi bildirilerini dahi “Milliyetçi Gençler” olarak imzalamaktadır.

Doğan Avcıoğlu’nun vardığı sonuç gayet nettir: Türkiye'de gerçek Milliyetçiler sosyalistlerdir. Kendisini milliyetçi olarak tanımlayan insanların sosyalist kampta yer alması gerekir. Sosyalizm ülkenin emperyalist ve kapitalist unsurlardan bağımsızlığını kazanmasının tek yoludur. Avcıoğlu bu tespitleri yapmış fakat bunu temel bir tez olarak dahi ortaya koymamıştır. Zaten o dönemde milliyetçilik ve sosyalizm ayrılmaz kavramlardır. Türk Solu’nun büyük kısmı kendini milliyetçi olarak tanımlamaktan çekinmez. Kökenini Kemalist devrime dayandıran Türk Solu’nun Batıdaki sol hareketlerden ayrıldığı nokta da burasıdır. Batıdaki sol anlayış özünü enternasyonalizme ve işçi sınıfına dayandırırken; Türk solu özünü kendi milletinden alır.

Emperyalizmin alternatif milliyetçiliği

Özetle yakın Türk tarihinde emperyalizme karşı her başkaldırı sol milliyetçi bir zeminde gelişmiştir. Antiemperyalist mücadele bu iki kavramın bir arada bulunduğu zamanlarda halk tabanına ulaşmış ve kitleselleşmiştir. Kemalist Devrim’le emperyalist dünya sisteminden kopan tekrar bağlanmasının tek yolu da milliyetçiliği soldan ve sosyalizmden koparmak olacaktır.

Doğan Avcıoğlu Türkiye’deki milliyetçi mücadeleyi iki kampta incelemiştir. Devrimci sosyalist milliyetçilerin karşısında işbirlikçi bir milliyetçiliğin ortaya çıkması fazla gecikmemiştir.

Türkiye’de ırkçılığın ilk çıkışı 1940’larda Atatürk milliyetçiliğine karşı alternatif bir hareket yaratmak amacıyladır. Bu hareketin fikir babası Nihal Atsız tam bir Hitler hayranıdır. Milliyetçilik de Almanya’daki, İtalya’daki gibi olmalıdır. Irka dayandığı sürece milliyetçilik bir anlam taşır. Nihal Atsız Atatürk’ü bir Türk büyüğü dahi saymaz.

Kendisini sağda muhafazakar olarak nitelendiren bu hareketin temel mücadele zemini antikomünizmdir. Zaten bu hareketin ilk örgütlenmesi Komünizmle Mücadele Dernekleri adı altında olmuştur. Komünizm din ve millet düşmanlığıdır. Milliyetçi olmak komünizm karşıtı olmaktır. Düşmanımın düşmanı dostum olacağı için bu konuda ABD en iyi müttefiktir.

Türkiye’de faşist hareketin ortaya çıkışından itibaren bu böyledir. ABD bir müttefikten öte milliyetçiliğin özü halini almıştır. Avcıoğlu’nun deyimiyle “bunlar Tük değil Amerikan milliyetçisi”dir.

Tabi ki ABD’nin kucağındaki bir milliyetçiliğin antiemperyalist olamayacağı gibi; antikapitalist olması da beklenemez. Zaten bu tip bir milliyetçiliğin toplum tabanında yeri olmadığından ayakta kalmak için gücünü sermayeden almak zorundadır.

Çıkışından itibaren ırkçılar, milletinin yanında olmaktansa her dönem sermayenin yanında yer almışlardır. Sermayeci milliyetçiler millet düşmanı tavırlarının altında yatan sebep de budur.

Antiemperyalist Milliyetçilik

Dediğimiz gibi faşist milliyetçiliğin ortaya çıkışındaki temel sebep Türkiye’de Komünizme karşı mücadele edecek odaklar yaratmak, ülkeyi komünizm belasından kurtarmak şarttır. Komünizm ancak şiddet kullanılarak yok edilmelidir. İşin ilginç yanı Türkiye de hiçbir dönem Komünizm etkin bir güç olmamıştır! Gene de anti komünist mücadele hız kesmeden sürmüş; hatta Sovyetler’in çöktüğü dönem dahi devam etmiştir!

Her dönem hedeftekiler ülkenin bağımsızlığı için mücadele yürüten gerçek milliyetçiler olmuştur. 6. Filo’yu denize döken milliyetçiler amerikan askerleriyle değil, amerikancı milliyetçilerle çatışmıştır. Irkçı güçlerin uyguladıkları terör sadece 6. Filo eylemiyle de sınırlı kalmamıştır. Öldürülen hemen hem vatansever devrimcinin ardında faşist tetikçiler vardır. “Ne Amerika ne Rusya, tam bağımsız Türkiye” sloganlarını atan, Türk bayraklarıyla eylemler yapan milliyetçiler karşılarında elebaşları Amerikan Bayrağıyla poz vermekten çekinmeyen faşistleri bulmuşlardır. Komünizm düşmanlığı için var gücüyle mücadele eden sözde milliyetçilerin tarihinin hiçbir döneminde Amerikan karşıtı bir açıklamaya rastlanmaz.

Bugün Milliyetçilik

YÖN’de çıkan yazılan yazılar dönemin siyasi atmosferini düzgün bir çerçeveden ortaya koymaktadır. Aynı çerçeve bugünün de siyasetine tıpa tıp oturmaktadır. Yıllardır zamanla aşındırılan Türklük ve bağımsızlık artık sistematik olarak yok edilme sürecine girmiştir. 60’larda olduğu gibi bugün de toplumda milliyetçiliğe doğru yönelim vardır. Millet kimliğine sahip çıkmaktadır. Tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de bu yöneliş Amerikancı milliyetçiler tarafından kesilmeye çalışılıyor.

Özellikle son süreçte yükselen Amerikan düşmanlığı ancak Amerikan dostu bir milliyetçilikle önlenebilir. Yıllardır Amerikancılığı kimselere bırakmayanların bugün bir anda Amerikan karşıtı olmaları bu yüzdendir. Bu ülkede eğer Amerikan karşıtlığı olacaksa o dahi ABD’nin güdümünde olmalıdır. Nitekim bugün yaşanan onca olaya karşı “milliyetçi” parti halka “provokasyon”a kapılmamayı evlerinde uslu uslu oturmayı tavsiye etmekte. 80 önce her sokak başında sokak başlarında devrimci avlayanlar bugün yakılan Türk bayraklarına karşı eylem yapmayı provokasyon sayıyor. Onlara göre milliyetçiliğin gereği yıkıma sessiz kalmak olmalıdır.

Kimse kimseyi kandırmasın. 71’de bu ülke için canlarını veren, son nefeslerinde dahi ülkenin bağımsızlığını haykıran devrimci gençlerin ABD destekli olduğunu iddia edeceksiniz, kurşunları dahi ABD’den gelen silahlarla cinayet işleyen katilleri kahraman ilan edip el üstünde tutacaksınız. Madem faşist hareket milleti ve devleti uğruna cinayet dahi işliyor, o zaman bugün çıksın da birkaç ABD’li avlasın; ya da bölücü Kürtlerle çatışsın. Masum Türk evlatlarını vurarak verilmiyor vatan savunması.

İşin ilginç yanı siz bu gençlere yıllarca “Sovyet Uşakları” diye saldırdınız. Ne yaptılar da bugün bir anda Amerikancı oldular o da ayrı bir tartışma. Bir yandan geçmişe dönüp Commer’in arabasını yakanlara CIA’nın adamı diyeceksiniz, bir yandan da hem milliyetçi olup Amerikalı yetkilileri genel merkezinizde ağırlayacak utanmadan da antiAmerikancı olmadığınızı açıklayacaksınız.

Madem bu kadar Amerikan düşmanıydınız yüz binlerin Türk bayraklarıyla yürüdüğü dönemlerde nerelerdeydiniz. Biz hemen söyleyelim o sıralar çatılarda insan avındaydınız. Türk milletine bu kadar da aptal yerine koymamak lazım. Kaptığınız gazete köşelerinde "Arslan" kesilerek, geri planda Amerikanın kucağındaki kediciği oynayıp, milleti ABD’ye karşı sağ duyuya çağırmak değildir amerikan düşmanlığı.

Amerikan düşmanı olmak için önce adam gibi milliyetçi olmak gerekir. Gerçek Milliyetçiliğin nasıl olduğunu merak ediyorsanız Doğan Avcıoğlu’nu ve Deniz Gezmiş’i okumanızı öneririz.

Gerçi Bugün Milliyetçi geçinen bu güruhun hakkını da vermek gerekir yıllarca ABD’ye çalışan pek çok akım davasını sattı strateji değiştirdi. Zamanının en büyük işbirlikçisi Şeriatçıların içinde dahi zaman zaman çatlak sesler yükseliyor. Ama faşistler taviz vermedi. Bugün en az ilk günkü kadar işbirlikçiler. Tıpkı Kürtler gibi. Ne diyelim arkasında Amerika olan "Milliyetçiler" er ya da geç bir yerlerde buluşuyor. Apo’nun affının Türk tarihinin en milliyetçi iktidarı tarafından yapıldığını unutmayalım. Zaten o günün başkan yardımcısı bugün çıkmış ilk kez Apo’nun ortaya attığı “Anayasal vatandaşlık”ı savunuyor. Ne diyelim yıllar içinde Amerikancı Milliyetçiliğe alışmıştık zaman içinde heralde Kürtçü milliyetçiliğe de alışacağız.

Sosyalist olunmadan milliyetçi olunmuyor

Amerikancı milliyetçilerin son iddiası da solcuların yola geldiği, artık milliyetçilerle bir hareket ettiğidir. Bir kere bu ülkede sol ortaya çıkışı zaten Mustafa Kemal Devrimi bir Türk milliyetçisi olarak yapmıştır. Gerçi sizin bu gerçeği atlamanız doğal, ne de olsa kaynak olarak gösterdiğiniz kitaplar arasında Atatürk’ün Nutuk’u yok ama Hitler’in Kavgam'ı mevcut.

Türkiye’de milliyetçiliğin kitleselleştiği her dönem solcu hatta sosyalizme açık olduğu dönemdir. Sosyalizmle, milliyetçilik aynı toplum düzenindendir: milletin çıkarlarının her şeyin üzerinde durduğu, milletin kendi özüne döndüğü bir yapılanma. Hem boğazınıza kadar Amerikan kültürüne batacaksınız hem de Türk milliyetçisi olacaksınız. Buradan sosyalistlerin milliyetçi olduğu gibi bir sonuç çıkarılabilir. Oysa esas söylenmek istenen gerçek milliyetçiliğin ancak ve ancak sosyalist olmakla mümkün olacağıdır.

Avcıoğlu yazılarında kendisinden bahsederken “biz sosyalistler” ifadesini kullanır. Her toplumsal hareket gibi milliyetçilik de iktisadi bir alt yapı gerektirir. Bu konuda iki alternatif vardır: ya sosyalist olur gücünüzü milletinizden alırsınız; ya da parayı kim verirse onun koynunda uyanırsınız.