06.03.2006
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Türkiye
Türkiye
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye

Tamer Abuşoğlu

Diyarbakırspor-Konyaspor maçında, Diyarbakırspor taraftarları sahaya girerek Kohyasporlu futbolculara saldırdı. Stadın 10 bin koltuğu kırılarak sahaya atıldı. Bir süredir tüm Diyarbakırspor maçları benzeri PKK yandaşı taşkınlıklara sahne oluyordu. Ancak Kürt bölücüler her zamanki gibi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali Diyarbakırspor’a karşı provokasyon yapıldığını iddia ediyorlar. Yanda polise saldıran Diyarbakırlı “futbolseverler” üstte ise PKK’nın gazetesinde çıkan “haber.”

Elm Sokağı Kabusu
Diyarbakır Stadı’nda

Diyarbakır’dan Diyarbakır’a

Avrupalı ağabeylerinin kucağında semizleşen bir belediye başkanının kente yaydığı negatif enerji, Diyarbakır’ın caddelerini ve sokaklarını terörün insafına terk eden bir görüntü içinde.

Bu başıbozuk takımının yağma, talan ve ırkçı saldırı için her olayı kullanarak tırmandırması giderek kanıksandı.

Kent münevverlerinin daha güvenli iç bölgelere yerleşmeleriyle, azınlıkta kalanların teröre boyun eğerek, yaşamaya çalışması, illegal yaşanı tetikleyerek hareket alanını sürekli genişletmiştir.

Terörün tanımını dahi yapamayan yeni yasal düzenlemeler ve terörün karşısında eli kolu bağlanan ve yaptırım gücü kalmayan polis ve askerin caydırıcılığına , Tayyip'in gaflet ve dalaletini eklediğinizde karşınıza bir Diyarbakır fotoğrafı konuluyor.

Bir gün önce Mardin’in Dargeçit ilkesi kırsalında düzenlenen operasyonda ölü ele geçirilen teröristlerden birinin cenazesi, Diyarbakır Devlet Hastanesi Morgu’ndan ailesinin teşhisiyle alındı. Hastahane önünde bekleyen grupla önceden organize, terör örgütü yandaşlarının bütün uyarılara rağmen Dağkapı Meydanı’ndan Gazi Caddesine kadar taşkınlıklarda bulunması bildik görüntülerden sayılıyor.

Bu tür cenazelerin yarattığı infial şoven saldırılara gerekli zemini yaratıyor.

Banka şubelerine yapılan saldırılar kronikleşirken, bütün müsamahaya ve iyi niyetine rağmen doğrudan güvenlik güçlerine yapılan karşı taarruzlar ise terörün ince ayar yaklaşımlarda bulunduğunu gösteriyor.

Kimin adına öldüklerini bilemeyenlerin cehaleti, sonunda Diyarbakır sokaklarında daha karanlık bir dehlizin kapılarının açılmasına alet ediliyor.

Bu yolla, yaşarken enerjileri sömürülenlerin, cenazeleri dahi propagandist bir çalışmaya aracı kılınıyor. Ölüler ve diriler emperyalizme hizmette mükellefiyete feda ediliyor.

Elm Sokağı kabusu bu kez Diyarbatır stadına indi

Bu olayların akabinde Konyaspor- Diyarbakırspor maçı tribünlerdeki Diyarbakırspor taraftarlarının kırdıkları koltukları sahaya atmaları, ardından sahaya inerek Konyasporlu futbolculara ve teknik kadroya saldırmalarıyla daha farklı bir anlam kazandı.

Olaylara müdahale etmek isteyen polise taş ve cam kırıklarıyla saldıran Diyarbakırspor taraftarlarını durdurmak için puslu havaya ateş etmek zorunda kaldı. Stad büyük hasar gördü.

Olayları Diyarbakırspor taraftarlarının arasına sızan PKK yandaşlarının provake ettiği ve olayların büyümesinde üstlendiği etkin rol, kendini bilmez birkaç Diyarbakırspor yöneticisinin de galeyanı tetiklemesiyle terör örgütünün istediği noktaya gelmesini sağladı.

Anadolu’nun daha iç bölgelerinden, özellikle Batıdan gelenlere karşı Doğu Anadolu’da PKK’nın oluşturduğu ön yargı ve faşist duygu yoğunluğu Diyarbakır’da meyvelerini verdi.

Adı terörle özdeşleştirilmeye çalışılan Diyarbakır’da olayların ardından teknik direktör Nejat Biyediç istifasını vererek derhal Ankara’ya gitti.

Senaryo hep aynı Kamışlı’dan Diyarbakır’a

Yakın bir geçmişte Suriye’nin sınıra yakın bir yerleşim birimi olan Kamışlı ilçesinde oynanan bir futbol maçı sırasında, halkı ayaklandıran bölücü kuvvetlerin çıkardığı mini iç savaş, provası, ilçede bir kürt-arap savaşına dönüşmüş yüzlerce kişi olaylar sırasında hayatını kaybetmişti.

Rüzgar ekenlerin fırtına biçtiği olaylar Suriye ordu birliklerinin sert müdahalesiyle önlenebilmişti.

Bu kez sınırın Türkiye tarafında aynı senaryoyu “al tekke ver külah” oynayan provakatörler kendilerince istiklaldeki asıl amaca giden yolda halkı kendi maceralarına uygun hale getirmiş sayıyorlar.

Daydensir’in Ülkesi Diyarbakır

Fransa’nın Strasbourg kentinde Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin organize ettiği konferansa katılan DTP’li Belediyeler, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin 300 Belediye Başkanına Türkiye’ye şikayet ettiler.

Aynı oturumda Kızıltepe Belediye Başkanı Orhan Sincar ve Şırnak Belediye Başkanı Ahmet Ertak, “Eğer merkezi hükümet ve devlet vatandaşlarımızın sorunlarına kulak tıkıyorsa biz de başka maceralardan yardımcı olmalarını isteyeceğiz” diyerek, boyunlarındaki zincirin sahiplerine şükran borçlarını ödediler.

İlk sözü alan Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ise, Türk Delegasyonunun eşitlik ilkesine uygun olmadığını iddia ederek, kendilerine Güneydoğu’nun daimi temsil hakkının verilmesini istedi.

Avrupa Başkentlerinde Türkiye’nin altı oyulurken, Türkiye’nin Başkentinde Recep Tayyip ve kabinesi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yasalarını bölücü belediyelere karşı yaptırım uygulama yasağı koydursun.

Baydemir ve onunla aynı familyaya mensup olanların şımarıklığı genel adap ve edep duygularını sürekli zorlamaya devam ediyor.

Strasbourg’da Türk Devletinin dışında bir tanımlama ve daimi temsil hakkı talep ederek ağzındaki salyaları boşaltan bir Belediye Başkanının terör kenti tanımlamasına yaptığı katkı gözardı edilemez.

Gelinen nokta; Adam gibi devlet olunmayınca, kıytırık belediye başkanlarının kendini devlet başkanı gibi görmesine kadar dayanabileceğini gösteriyor.

Tıpkı Selahaddin'de bir tarla sıçanı gibi yaşayan Barzani örneğinde olduğu gibi.