|
Reha Ören |
Gazipaşa oy Gazipaşa.. Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan bahsetmiyorum. O’nun kurduğu Türk devletinin başına gelenlerden de bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim Antalya iline bağlı Gazipaşa.. Gazipaşa’dayım. Yolculuk bir harç-ı alem.. Japon malı Hyundai marka küçük kamyonet ile seyahat etmekteyiz. Bir deli poyraz esiyor ki bizim küçük arabanın ayakları yerden kesiliyor. Hele bir de yanından yöresinden tır geçtiği zaman direksiyon oluyor kalyon dümeni tut tutabilirsen… Ha babam, de babam Gazipaşa’dayız. Gecenin bilmem hangi vaktinde.. Sabahın seherinde, Gazipaşa’da bir deli rüzgâr. Toroslara bakıyorum. Tanrı Dağı’nı andıran bir tepe var ki, alıp Türkistan steplerine gönderiyor insanı.. Hele deniz.. Bir yanda Han tanrı’yı hatırlatan dağlar, öte yanda Akdeniz’ in yürek kabartan gizemli dalgaları… Gazipaşa’yı bilenler in büyük bir kısmı mutlak surette ustaların ustası Fikret Otyam’ın sayesinde öğrenmişlerdir. Otyam ustanın ifadesiyle Bakla tarlası bir evi vardı. Şimdilerde satmış ve Gazipaşa’dan göç etmiş.. Usta, hem bakla tarlasına inşa ettiği evinden ve hem de Gazipaşa’nın kızıllaşan akşamlarında güneşin şerefine kaldırdığı kadehlerinden tanırlar. Evet, Gazipaşa Antalya’nın en doğusundaki ilçesidir. Ana hatlarıyla Gazipaşa’nın kentsel gelişimi milattan Önce 2000 yıllarına denk düşer. Selçuklu Sultanı 1. Alaattin Keykubat döneminden beri de öz be öz Türk yurdudur. Alman istilasının nedeni nedir? Gazipaşa’da yörenin Robin Hood’u Savaş’ı herkesin tanıması gerekir. Savaş bir garip adam. Ama; adam gibi adam. Savaş Yıldırım’ın dünya umurunda bile değil. Limandan balık toplar fakir fukara mahallerinde hayrına dağıtır. Baykuş besler en seçme lokantada adını Baykuş koyduğu baykuşuna yarım porsiyon döner ısmarlar. Hasılı kelam Savaş bu dünyanın adamı değildir. Savaş deniz dünyasının adamıdır. O bütünlüğünü denizle sağlar. Denizin bittiği yerde savaş da biter tükenir. O göğsünü deli poyrazlara açar, ruhu rahatlar. Deniz küstüğü zaman da eyvah ki eyvah. Savaş erir, Savaş biter, Savaş tükenir. Sadece denizin küsmesi mi Savaş’ı tüketir? Hayır savaş bu sıralarda daha bir başka tükenmektedir. 8 metrelik teknesinde bir deli rüzgar altında ağabeyi Fevzi ile birlikte Gazipaşa sahillerinde fink atmaktayız. Demir tutturana aşk olsun. Dalgalar bir iskeleden, bir sancaktan esmede. Karşıdan gelen deli dalgayı başaltına almazsan alabora olman işten bile değil. Gazipaşa’nın girişi ki askeri kurmayların ‘Muhkem mevkii’ tabir ettikleri yerlerden. Birbirinin ense köküne dayanmış binalar, beton ve demir yığınları.. Mimarisinde bile bir terslik var. Savaş deli rüzgâra karşı şahadet parmağını kaldırıp ta “Bak ağabey buraları var ya buraları. Tekmilden Alman yatağı” demez mi? Yüreğinin feryadını Akdeniz’in deli rüzgârı bile bastıramıyor. Bir yanda akşamdan kalmanın bulanıklığı, bir yanda denizin beşik gibi sallaması kafam zaten bir ton olmuş. “Ne diyor bu yahu?” diye sormadan Fevzi yıldırım’a bakıyorum. Fevzi ne demek istediğimi anlıyor. “Doğru ağabey” diye başlıyor söze. Bizim ahmaklar buraları sözde yüksek fiyatlarla Almanlara sattılar. Almanlar da geldiler buralara siteler kurdular. Şimdi bizim Gazipaşa’da 6560 hane Alman var. Fesuphanallah.. Fesuphanallah.. Gazipaşa ne kadar yer ki 650 Alman hanesi kurulsun. Keremine kurban olduğum Gök tanrı Gazipaşa’şı güzel bir yaratmış. Bizimkilere bahşetmiş. 1220 yılından beri Türk olan Gazipaşa şimdilerde olmuş Alaman beldesi.. Gazipaşa’nın girişinde Alman siteleri, Gazipaşa’nın çıkışında Alman siteleri.. Yani Almanlar Gazipaşa’nın giriş ve çıkışına hâkimler. Sadece karayolu giriş ve çıkmışına değil, adamların kurduğu siteler denize de hâkim. Yani tam bir muhkem mevkii.. Alamanlarla beraber bizim Türkeli Gazipaşa’da bar tutkusu başlamış. Kuytu köşelerde bar üstü bar. İçlerinde tapona kesmiş karılar.. Bizimkiler zaten alkole müptela.. İçtikleri zaman adam gibi içiyorlar.. yani bir iki dubleyle kafayı bulanı bir daha meclise sokmuyorlar. Yani Gazipaşalı asma dalına basıp ta sarhoş olanı adam yerine koymuyor. Adam gibi içince de adam gibi sarhoş oluyorlar. Alaman bunu kavramış. Bu hassas noktadan yola çıkmış. Bar adı altında ne kadar gayri ahlaki münasebet varsa tekmilini birden uygulama sahasına sokmuş. Bu işleri kıvırabilenlere şimdilerde toplum mühendisi diyorlar galiba.. Yani hâsılı kelam babından diyeceğim odur ki Gazipaşa’da bir ahlak çöküntüsü başlamış ki eyvahlar olsun. Kentlerde iş tutturamayan ne kadar yosma takımı varsa tekmili birden olmuş Gazipaşa dilberi.. Ya Öger Tur’a ne demeli? Ehh Alaman gelir de Alaman’ın Yeşiller Partisi’nin Türkiyeli (!) milletvekili Vural Öger Gazipaşa’ya giremez mi? Elhak, bal gibi gelir. Hatta müştereken hareket ederler. Gazipaşa’nın en büyük özelliği kıyı şeridinin binalaşmamış olmasıdır. Kestane renkli kıyılardın ırzına geçmemişiz. Yani o sahiller genellikle bakir. Düşünebiliyor musunuz 50 kilometreyi bulan bir sahil şeridi bakir. Tanrı’nın bahşettiği güzellikleri korumuşuz. Nasıl becerebilmişsek!. O güzelim sahilleri koruyan gelmiş geçmiş belediye başkanlarına şükran borçluyuz. Buraya kadar iyi güzel. Şimdi takriben 230 dönümlük bir alan var. Alan Milli Emlak’ın bünyesinde.. Şu gözünü sevdiğimin ülkesinde başımızda bir Akepe kıskacı var ya. O kıskaç kollarını Gazipaşa’ya da uzatmış. Milli Emlak bünyesindeki gazide araziler satılacak. Satılacak da küffara karşı olan borçlarımız ödenecek ya.. Gazipaşa’nın sıfır sahilli 230 dönüm yeri de satılacak. Gazipaşa’da dolaşan rivayetlere bakılırsa da buralar Öger tur’a satılacak. Şimdilerde Gazipaşalı şaşkın. Buralar Öger Tur’a satılırsa Gazipaşa’nın halları nice olacak. Sahiller beton yığını dolacak. Alamanların yüzü gülecek.. Öger tur kasalarındaki Avrolara yeni Avrolar katacak.. Gazipaşa kalkınacak. Acaba kalkınacak mı? Gazipaşalı bu noktada şaşkın. Gazipaşalı bu noktada bir garip açmazlarda ki tanrı sonunu hayır ede.. Tekne gezintisi bitince şöyle bir Gazipaşa’nın cemaziyülevveline bakalım dedik. Almanlar neden burayı nokta olarak seçmiş? Adana’nın Karataş ve Tuzla ilçelerinde kültürel faaliyetleriyle girmişler. Sözüm ona açık hava tiyatrolarını toprak altından çıkartıp turizmin hizmetine sokacaklar. Öncesinde ve sonrasında Anfiteatre’ların (yani açık hava tiyatrolarının) yanındaki yöresindeki arazileri satın alıyorlar. Karataş’ın yanı sıra yine Adana’nın Tuzla beldesinde yine Almanlar karşımıza çıkıyorlar. Silifke, derken, Anamur’da az biraz, Gazipaşa ve Alanya asıl yüklenme merkezleri.. Sizin anlayacağınız yabancılara arazi satışları Akdeniz sahillerinde özellikle Almanların işine yarıyor. 650 hanelik bir Alman sinsi taarruzu olur da akabinde Kürt hareketi olmaz mı? Elbet olur. Gazipaşa’da ucundan kenarından Kürt yığılma hareketi başlamış. Bölgenin duyarlılığından olacak şimdilerde tanrıya şükür Kürtçülük yok. Olması da zor. Ama yarınlar ne getirir bilinmez. Neyse uzun lafın kısası bu Caretta Caretta yuvası cennet sahillerimizin Almanlar tarafından istilası her ne hikmetse çevrecilerin dikkatlerini celbetmiyor. Yani yarınlarda bu araziler Öger Tur’a satılır da Caretta yuvaları beton yığınına dönüşürse Geren Peac’çiler ne diyecekler acaba? Hani bizim yumurtalık’ için canlarını veriyorlardı da.. Şimdilerde Yumurtalık turizm kapsamına alındı. Muhtemelen oralara da satılacak ve muhtemelen de en güçlü alıcılar yine Almanlar olacak. Çevrecilerin yine sesi soluğu çıkmıyor. Gazipaşa’nın küffar açısından bir önemi daha var. Gazipaşa’nın Selinus olarak bilindiği dönemlerden hemen sonrasında Traiinapolis olarak biliniyor. Bu dönem Hristiyanlık dönemi. Seleukeia-Silifke Başpiskoposluğu’na bağlı Piskoposluk merkezi. M.Ö. yüzyılda başlayan Roma İmparatorluğu dönemi, bu devletin Anadolu sınırları içinde bulunan Gazipaşa’da 6. yüzyıla kadar devam etmiş. Bu açıdan baktığınız zaman Gazipaşa Hıristiyanlar açısından önemli bir alan. Şimdilerde Almanların neden bu kadar önem verdiğini bir de bu açıdan düşünün bakalım. Hepsi iyi güzel de, Fikret Otyam usta Gazipaşa’daki Alman yığılmacılığına karşı neden Türkiye’yi uyarmak gereğini duymadı? Asıl kafamı karıştıran bu nokta. Kalın sağlıcakla. Meraklısına izahat: Bilmem ‘müeddep’ olup, ‘hizaya gelmeyi’ becerebildim mi? |