|
Kuzey Fırat |
25 Ocak’ta Filistin’de yapılan seçimleri, Hamas ezici bir çoğunlukla kazandı. Hamas, oyların %55’ine yakınını alarak 132 sandalyeli meclise 76 milletvekili sokmayı başardı. Buna karşılık El Fetih oyların %43’ünü alarak ancak 43 milletvekili çıkarabildi. Kalan milletvekillikleri bağımsız adaylar arasında paylaşıldı. Hamas’ın seçimleri kazanması, 40 yıllık El Fetih iktidarının da bitmesi anlamına geliyor. Zaten bu seçimler öncesinde de Hamas, El Fetih’e karşı, yerel seçimlerde de büyük bir başarı kazanmıştı. Hamas’ın yerel seçimlerdeki başarısı, başta İsrail olmak üzere, tüm Batılı ülkeleri endişelendirmiş, Filistin yönetimine, Hamas’ı seçime sokmaması için baskı yapılmıştı. Seçimlerin hemen öncesinde yapılan anket sonuçlarına göre, Hamas’ın seçimlerde başarılı olacağı tahmin ediliyordu ancak seçimlerden birinci çıkacağı, El Fetih’in bu derece güç kaybedeceği tahmin edilmiyordu. Hamas’ın seçimlere girmesinin engellenmek istenmesin en büyük nedenlerinden bir tanesi de bu anketlerdi zaten! Ama sonuç itibarıyla Hamas seçimlere girdi ve seçimlerden birinci olarak çıkmayı başardı. Hamas’ın bu başarısında El Fetih’in şimdiki yönetiminin izlediği yanlış politika oldukça etkili oldu. Seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra, Hamas ve El Fetih militanları arasında çıkan çatışma ve sonrasında El Fetih yönetimine istifa etmeleri yönündeki yapılan çağrılar, El Fetih’in Arafat’ın ölümünden sonra izlediği yanlış çizgiyi ortaya çıkarmakta esasında. Hamas’ın başarısındaki en büyük neden de bu zaten. Şimdi ortak fikir, Hamas’ın iktidar olmasından sonra Filistin davasının seyrinin nasıl değişeceği ve tüm Arap dünyasının bu değişimden nasıl etkileneceği yönünde. Hamas kimi söylemlerini yumuşatmasına rağmen, Başkanlık için ismi geçen örgütün liderlerinden İsmail Haniye’nin silahlı mücadeleden vazgeçilmeyeceği ve şeriat esaslarıyla yönetilecek bir devletin kurulacağı yönündeki açıklamaları İsrail’i ve Batıyı endişelendirmekte. Hamas ve Filistin Hamas, şeriat esaslarıyla yönetilecek bir Filistin devleti için, 1987 yılında yola çıkmış bir örgüt. Adını, birinci intifadadan sonra İsrail hedeflerine yaptığı intihar saldırılarıyla duyurdu. Örgüt, Mısır’da Hasan el Benna liderliğindeki Müslüman Kardeşler örgütünün bir kolu olarak kuruldu. Örgüt, Arafat liderliğindeki FKÖ ile her zaman çatışma içerisinde oldu. Hamas’ın yeni kurulduğu dönemde, ABD ve İsrail tarafından, Arafat önderliğindeki FKÖ’nün gücünü kırmak için faaliyetlerine göz yumulduğu da iddia edilmekteydi. Arafat sonrasında ortaya çıkan, Filistin tablosu ve Hamas’ın bugün iktidarı alması, bu iddiaların hiçte yabana atılır şeyler olmadığını göstermekte. Hamas, Arafat’ın hemen her girişimine karşı çıkmış, Arafat’ı zor durumda bırakmak için faaliyetlerini hızlandırmıştı. Barış görüşmeleri sırasında, bu görüşmeleri engellemek için intihar saldırılarına hız vermişti. Arafat’ın ölümüne kadar kendisini seçimlerden uzak tutmuş, seçimlere katılan diğer Filistinli örgütleri eleştirmişti. Ancak Arafat’ın ölümünden sonra yapılan başkanlık seçimlerine katıldı. Bu dönem yapılan yerel seçimlerde de, El Fetih’e karşı büyük bir başarı kazandı. Hamas’ın seçim zaferinden sonra şimdi Filistin davasının nasıl bir yol izleyeceği herkes tarafından merak ediliyor. Ve Hamas’ın 40 yıllık El Fetih iktidarına karşı kazandığı zaferin nedenlerini arıyor! Hamas neden kazandı? Gerçekten de Hamas’ın seçimlerden bu denli güçlü çıkmasının ve mecliste çoğunluğu ele geçirmesinin nedenleri ne? Şeriatçı kesimin değerlendirmesi malum! Hamas şeriat esaslarıyla yönetilecek bir devlet kurmak istediği için başarılı oldu! Şeriatı yadsıyan, yıllardır milliyetçi ve devrimci bir çizgide yönetilen halk, tepki olarak Hamas’ı seçti. Başka bir değerlendirme, İsrail’in artan saldırganlığı ve ABD’nin tüm Ortadoğu’da İslam’a karşı giriştiği saldırı, Hamas’ın güçlenmesinde etkili oldu. Bu değerlendirmeler kimi doğruları ifade etmekle beraber, Hamas’ın bu derece güçlenmesinin gerçek nedenlerini açıklayamamakta. Hamas’a zaferi getiren esas neden yukarıda söylediğimiz gibi, El Fetih’in, Yaser Arafat’ın ölümünden sonra izlediği yanlış çizgi. Çünkü, Arafat’ın ölümünden sonra ne İsrail’in saldırganlığında bir değişme oldu, ne Hamas’ın çizgisinde bir değişme oldu. Arafat’ın ölümüyle birlikte değişen tek şey, El Fetih’in çizgisi ve izlediği milliyetçi ve devrimci sol çizginin terk edilmesiydi. Arafat’ın ulusal kurtuluşçu, milliyetçi, devrimci çizgisinin, Arafat’ın ölümüyle birlikte değişeceğinin ilk sinyalleri ABD’li ve İsrailli yetkililerin Filistin için yeni bir dönemin açılması gerektiği yönündeki açıklamalarında ortaya çıkıyordu. Çünkü Arafat’ın çizgisi emperyalizmin ve İsrail’in hiçbir zaman uzlaşamayacağı bir çizgiydi. Ki bu çizgi Filistinlilerin iradesini ortaya koyuyordu. Arafat’ın ve örgütünün, Filistin mücadelesiyle iç içe girmesinin ve birbirinden ayrılamamasının nedeni buydu zaten. Arafat’ın ölümünden sonra, onun yerine geçen Mahmut Abbas ise tam tersi bir politika izledi. Arafat’ın tersine, İsrail’e ve Batıyla mücadele etmek yerine uzlaşma yolunu seçti. Abbas’ın bu çizgisine karşın, Hamas gibi şeriatçı örgütler ise uzlaşma yerine mücadeleyi daha da şiddetlendirerek saldırılarını arttırdılar. İsrail’e uzlaşma yoluna gitmediler. Bir operasyonun başarısı! Esasında, Hamas’ın bu başarısının ve El Fetih’in bu derece güç kaybetmesinin asıl nedeni, Arafat’ın ölümüyle başlatılan bir operasyonun sonucuydu. Arafat’ın, ölümünün normal bir ölüm olmadığı ve ortadan kaldırıldığı yönündeki iddiaların doğruluğu bugün yaşanan süreçle doğrulanmakta esasında. Arafat ortadan kaldırılarak, Filistin’in bağımsızlık mücadelesi çıkmaza sokulmak isteniyordu. Arafat’tan doğan boşluğu dolduracak isim, zaten Batıcı ve uzlaşmacı yanıyla bilinen Abbas’tı. Batıyla uzlaşan Abbas, ister istemez, Filistin halkından ve kendi taraftarlarından kopacaktı, ki neticede de öyle oldu. Etkisini kaybeden El Fetih’in yerini de, ister istemez Hamas doldurdu. Hamas esasında FKÖ’nün yöntemlerini kullandığı ve aynı mücadele kararlığında olduğu için etkisi arttı ve seçimlerden galip çıktı. Hamas’ın, Arafat zamanında seçimlere girmemesi de anlamlıydı aslında. Arafat karşısında şansı olmadığını gören Hamas, seçimleri boykot çağrısı yapıyordu. Ancak Arafat’ın ölümünden sonra her şey değişti ve Hamas, seçimler konusundaki tavrını değiştirerek, seçimlere katılma kararı aldı ve başarılı oldu. Hamas Filistin için kurtuluş mu? Dediğimiz gibi, Hamas, El Fetih’in terk ettiği mücadele çizgisini sahiplendiği için etkisi arttı ve başarılı oldu. Peki Hamas, Filistin’in kurtuluşunu ve Ortadoğu’da istikrarı sağlayabilir mi? Hamas kısa vadede bir çözüm gibi gözükse de uzun vadede bunu başarabilecek gibi gözükmüyor. Hamas şeriat devleti peşinde koşuyor ve bunun dışındaki tüm rejimlere kapalı. Din temelinde kurulacak bir rejimin emperyalizm karşısında uzun süre direnme ve bölgedeki mücadeleleri birleştirebilme ihtimali çok da yok gibi. Hamas’ın çözümü çatışmanın dışında, uzun vadeli bir mücadeleyi ve kalıcı bir zaferi işaret etmiyor. Emperyalizmin, Ortadoğu’yu parçalarken, etnik ve din temelli çatışmalar çıkarma stratejisi, Hamas’ın yapmak istediğini daha başından geçersiz kılıyor. Filistin’i, bağımsızlığına kavuşturacak ve tüm bölgeye örnek olacak çizgi belli aslında. Arafat’ın milliyetçi, devrimci ve ulusal kurtuluşçu çizgisi. |