|
Hüseyin Adıgüzel |
Nice 100 sayılara Elinizdeki sayısı ile yüzüncü sayıya ulaşan TÜRKSOLU camiasını, yazarından, düzenleyicisine, baskısını yapandan dağıtıcısına kadar hepsini, yaptıkları akıl almaz işten dolayı ve Türk okurlarına, gerçek bağımsız, Atatürkçü çizgide bir gazete sunduklardı için gönülden kutluyor ve daha nice yüzüncü sayılara diyorum. TÜRKSOLU’nun ortaya çıkış felsefesi, “Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, her şey Türkiye için” sloganıdır. O güne kadar böyle bir felsefenin temsilcileri olduklarını söyleyenlerin, beyinlerinden, olmazsa göbeklerinden, adları ne olursa olsun, sağ ya da sol, ABD, Rusya ya da Çin, belirli bir güce bağlı olarak Türkiye’de gündem oluşturmaya çalıştıkları ortaya çıktığı için, onlara inançları kalmayan gençlerin kendi ülküleri doğrultusunda oluşturdukları birlikteliğin ürünüdür TÜRKSOLU… Çok basit, kolay anlaşılır. Atatürkçü ideolojinin etrafında kenetlenen bu gençlerin temel ilkeleri; tam bağımsızlık, Türk milleti için çalışmak, Türkiye’nin yükselmesi ve yücelmesi için gayret sarf etmek, vatanın ve milletin bölünmezliğini savunmak, herkesin milli ve kültürel inançlarına saygı göstermek olarak kısaca “Atatürk Dönemi” politikası diye özetleyebiliriz. Birinci sayısından yüzüncü sayısına kadar incelediğiniz zaman, bu temel ilkelerden hiç ödün verilmediğini, aksine bu ilkelere sıkı sıkıya sarılarak yayın politikasının sürdürüldüğünü görürsünüz. Günümüzde herkesin değişmeye çalıştığı gerçeğini dikkate aldığımız zaman, bu duruşun ilkeli ve saygın bir duruş olduğunu kesinlikle fark edebiliriz. TÜRKSOLU gazetesini diğer bütün yayınlardan ayıran temel özellik budur. İlkeleri vardır ve ilkelerine sonuna kadar sahiptir. TÜRKSOLU’nu iki yıla yakın bir zamandır tanıyorum. Israrla geldiler, gazetelerini, dergilerini, diğer yayınlarını getirdiler, ilkelerini tekrarladılar, ideolojilerini anlattılar. Sonra zaman içinde ben de kendilerini yakından tanıma fırsatı buldum. Neler istediklerini, ne yapmayı düşündüklerini anlamaya çalıştım. Kısa zaman sonra, benim istediklerimin burada hayata geçirilmeye çalışıldığını fark ettim. Belki, biraz farklı söylemler vardı, ama temel aynıydı. Neden ben de katkıda bulunmayayım diye düşündüm ve bir anda kendimi TÜRKSOLU hareketinin içinde buldum. Gençtiler, çalışkandılar. Yayınların hazırlanmasından dağıtımına kadar her şeyi, sadece ülküleri için bu gençler yapıyorlardı. Hiçbir karşılık beklemeden, her gün, kar kış, sıcak, bayram, seyran demeden ürettiklerini kapı kapı dolaşarak satan bu gençlere saygı duymak, en azından bir insanlık görevidir. Burada, ülküye bağlılığı, inanca saygıyı, ülkeye sevgiyi görmemek ise insan onurunu ayaklar altına almak demektir. Çünkü; TÜRKSOLU hareketi, bu gençlerin sayesinde, bağımsız, özgür hareket edebilme vasfını kazanıyor ve koruyor, yayın politikasını birilerinin isteğine göre değil, kendi çizgisine göre ayarlama imkanı sağlıyor. TÜRKSOLU’nun bağımsızlığının, özgürlüğünün temelinde, bu gençlerin özverili çalışmalarının büyük rolü var. Sağ olsunlar. Ülkemizin içinde yaşadığı tehlikeleri, kimseden korkmadan, açıkça milletin gözleri önüne seren ve çıkış yolları göstermeye çalışan TÜRKSOLU, gerçekten bir ihtiyacın sonucu ortaya çıktı. Ülkenin içinde bulunduğu büyük sıkıntıları bir kenara bırakarak gelin kaynana kavgaları ile milleti oyalayanların ne büyük bir ihanet içinde olduğunu fark edenler, Atatürkçü çizgide, milletin dertlerine çareler üretmeye çalışan bir yayının beklentisi içindeyken TÜRKSOLU, seviyeli ve doyurucu yayınları ile bu boşluğu doldurdu. Birinci sayısında ortaya koyduğu ilkelerle, sağlam duruşu ile, gerçekleri, sadece gerçekleri açıklaması ile beğeni kazandı ve bugün yüzüncü sayısı ile millete güven veren tek yayın organı olma vasfını kazanmış olarak karşınıza çıktı. Uzun yılların ürünü sonucu, insanlarının birbirlerine inanç ve güvenlerinin kalmadığı bir toplumda, inancın ve güvenin, saygının ve sevginin, ruh yüceliğinin, cesaretin, bağımsızlığın verdiği güçle TÜRKSOLU gazetesi, Türk milletinin, dünyanın neresinde olursa olsun, sıkıntılarını anlayan, dertleri ile boğuşan, çözüm üretmeye çalışan bir yayın organı olarak dimdik ayaktadır. Sevgili okuyucularımızın verdiği inanılmaz destek, TÜRKSOLU gazetesinin çalışanlarının en büyük gücüdür. İşte bu güçle TÜRKSOLU gazetesi, Türk milletinin bugün içinde yaşadığı tüm ihanetleri, tüm satkınlıkları, tüm yolsuzlukları bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermeye ve tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını aramaya kararlıdır. Milletimize kurulan etnik ve bölücü tuzağı, pazarlanmaya çalışılan Kıbrıs’ı, ABD’nin niyetlerini, AB’nin dayatmalarını en açık ve en doğru şekilde veren tek yayın organı olan TÜRKSOLU gazetesi, bu kararlı tutumu ile, ipliklerini pazara çıkardığı bir kesim mütareke basını ve kalemşörleri, ayaklarına basılan bir takım siyaset bezirganları, çıkarlarına dokunulan bir takım üst bürokratları ve etnik bölücüler tarafından sürekli tehdit edilmektedir. Bu tehditler, bizi korkutamaz ve yıldıramaz, aksine doğru yolda mücadele ettiğimizi kanıtlar ve gücümüze güç katar. Orhan Pamuk efendi için adalet işletilmez, açılan “Türklüğe hakaret” davası düşürülür, ama bizim “Türk oğlu, Türk kızı kendini koru, Kürt istilasına karşı uyanık ol” dediğimizden dolayı davalarımız sürer gider. Pamuk efendi “Türkler bir milyon Ermeni’yi, otuz bin Kürt’ü öldürdü” der, davası düşürülür, biz ve bizim gibi “Türk milleti sana kurulan tuzaklara dikkat et!” diyenler hapishaneyi boylar. Bunların fikir ve düşünce özgürlükleri bu kadardır. Biz, bu mücadele için hapse girmeyi şeref telakki ederiz. Çünkü, Mustafa Kemal ve askerleri, bu dava için ölümü gülerek karşılamışlardır. Hapse girmek ne ki? Bu örneği, sadece hükümetin tutumunu bir kere daha gözler önüne sermek için verdim. Bizim davalarımızda yargı bağımsızdır, kararlarını kendisi verir, fakat Pamuk efendinin ve Ermeni Hırant efendinin davalarında yargı bağımsızlığı yoktur, onların kararlarını yarı organları değil, hükümet verir. Eve dönüş yasası ile şehirlere indirdikleri PKK militanları, bebek katilleri sokaklara salıverildiği zaman, sesleri solukları çıkmayanlar, Ağca serbest bırakıldığında kıyametleri kopardılar. Ve adamcağızı yeniden içeri tıktılar. Sakın sözümüz yanlış anlaşılmasın. Ağca’yı savunduğumuz falan yok, ama, uygulanan çifte standart var, onu göstermeye çalışıyoruz. Türkler içeri, Türk düşmanları dışarı! Bütün bunlar TÜRKSOLU gazetesinin ne kadar doğru yolda yürüdüğünün çok açık kanıtlarıdır. Doğuru bildiğimiz yolda, sizlerden aldığımız güçle, sonuna kadar yürüyeceğiz. Ölmek var, dönmek yok. Dönmeliğin bir fazilet gibi sunulduğu günümüzde, bizler hiçbir ilkemizden dönmeyeceğiz. Böyle faziletli(!) bir davranışta bulunamadığımız için sizlerden özür diliyoruz. Ama sizler bizi, dönme olmadığımız için seviyorsunuz değil mi? Yüz sayıdır sizinleyiz. Sizinle doğduk, sizinle büyüyoruz. Aynı inanç ve kararlılıkla, el ele nice yüzüncü sayılara doğru yelken açmış gidiyoruz. Özgür ufuklar bizim… Tam bağımsız, özgür Türkiye’de buluşmak en büyük dileğimiz…O günler en büyük özlemimiz! Bu büyük özlemin gerçekleşmesi için, daha çok çalışmak, daha çok üretmek, daha gür sesle konuşmak görevimiz. Bu görevi yerine getireceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Sevgi ve saygılarımızla…Nice yüzüncü sayılara! |