 |
Erkin Yurdakul |
|

3. Meşrutiyet
ilan edildi!
Meşrutiyet’in tarihsel anlamı şudur: Türkiye kesintisiz
bir bölünme sürecine girmiştir. Her türlü emperyalist müdahaleye
açıktır ve milli irade ortadan kaldırılıp yerine Avrupa’nın iradesi
konmuştur. Bu sürecin sonu bölünme ve çöküştür.Üçüncü Meşrutiyet
yasalarını ilk kutlayon Apo’nun ailesi oldu. Üçüncü Meşrutiyet,
Apo’nun kurtulması için kesilen kurbanlarla kutlandı. Apo’nun ailesi
çıkan yasaları alkışlıyor.
|
 |
Gökçe Fırat |
3. Meşrutiyet’e karşı
Ulusal Direniş Hareketi
3 Ağustos günü ilan edilen Üçüncü Meşrutiyet,
Cumhuriyet idaresine son verilmesidir. Diğer Meşrutiyetler gibi
bu Üçüncü Meşrutiyet de ne tesadüftür ki bir saray darbesi ile hükümet
esir alınarak ilan edilmiştir. Ve yine ne tesadüftür ki bu Üçüncü
Meşrutiyet’i ilan eden Meclis de, yine azınlıklara haklar tanıyarak
başlamıştır parlamenter faaliyete. “Tarih tekerrür ediyor” demeyin
çünkü tüm bu tekrarlar ancak bir tesadüftür, bu tesadüflerden bir
Sevr paranoyası yaratmaya da kalkmayın! Tarihi, bir masal kitabıymış
gibi okuyun ve sonra da mışıl mışıl uyuyun!
|
|
|
BU SAYIDA 12.08.2002 / Sayı:10 |
 |
İnan Kahramanoğlu |
|
AB yasaları, bölücülüğün yasallaştırılmasıdır
TBMM tarafından kabul edilen bu yasaların demokratikleşmenin
değil bölücülüğün önünü açtığını görmemiz gerekli. Bu güne kadar
demokratikleşme diyerek yutturulan ne varsa bölünme ve sömürgeleşmeden
başka hiçbir şey getirmemiştir ve bugün içinde bulunduğumuz süreç
de aynı oyunun tekrar sahneye konulmasıdır.
|
 |
Utku Umut |
|
Ellerini kaldırıp AB’ye teslim oldular
Türkiye’de parlamentoculuğun oynadığı halk
düşmanı rol, son AB yasalarının parlamento tarafından çıkarılmasıyla
iyice açığa çıktı. 3. Meşrutiyet yasalarını parlamentodan geçiren
partiler, kendilerini ilk meclis kadar devrimci görüyorlar. Oysa
AB yasaları halkın iradesini yansıtmak bir yana dursun, halkın iradesine
rağmen çıktı.
|
 |
Gökçe Fırat |
|
Birinci Meşrutiyet’ten
Üçüncü Meşrutiyet’e
3 Ağustos günü Meclis’ten çıkarılan
AB Yasaları,
Üçüncü Tanzimat Fermanı’dır ve Üçüncü Meşrutiyet’in ilanını haber
vermektedir. Diğer iki Meşrutiyet’te olduğu gibi, bu Meşrutiyet’te
de, sözde sivilleşme, demokratikleşme ve özgürlük mücadelesinin
arkasında halk değil, Batılı elçilikler, AB komiserleri ve yine
onlara kulluk eden parlamenter düzenin piyonları var. Ve yine bu
Meşrutiyet de ne tesadüftir ki, bir saray darbesi ile hükümet yıkıldıktan
sonra gerçekleşti. İşte 150 yıla
yaklaşan üç Meşrutiyet’in değişmez yasası: özgürlük ancak Avrdupayı’nın
sopasıyla ve onlara taşeronluk edenlerin darbesiyle gelebiliyor!
|
 |
Serap Yeşiltuna |
Apo’ya yaşam güvencesi
var
işçiye iş güvencesi yok
İdamın kaldırılması, Kürtçe eğitim ve
yayın hakkının tanınması gibi konuları birkaç gün içinde elçabukluğuyla
yasalaştıran Meclis’in “dev adamları” oldukça yorulmuş olmalılar ki,
iş güvencesi yasasını bir türlü Meclis’ten geçiremediler. |
 |
Bahri Çalışıcı |
| Çürüyüşten dirilişe
Türkiye |
 |
Türkel Minibaş |
|
Kapitalist sistem krizsiz yaşayamaz
|
 |
Ali Uncu |
Latin Amerika’da
sosyalizmin yeni dalgası
Latin Amerika, son aylarda yaşanılan toplumsal
çalkantılarla, devrimci hareketlerle dünya gündemine geliyor. Latin
Amerika’daki kitlesel hareketlerin temelinde başta IMF ve DB olmak
üzere neo-liberal kurumların yıkıcı politikaları bulunmaktadır. Bu
politikalar Amerika’ya yeni sömürgeci bir saldırı halinde girmektedir.
Mücadeleler de yeni sömürgeciliğe karşı Amerika’nın yeniden ayağa
kalkmasıdır. |
 |
Sunay Akın |
Bağımsızlık ateşi
Paşabahçe’nin fırınlarında yanıyor |
 |
Mehmet Altok |
| Endonezya Devrimi ve Sukarno |
 |
Öner Yağcı |
| Romanlar barışa çağırıyor |
 |
|
|



|
|