 |
Utku Umut |
|

İntifada'ya devam
İsrail işgalini kabul etmeyen Filistinlilerin düzenledikleri
intihar saldırıları devam ederken, ABD ve İsrail Yaser Arafat’tan
bu “teröre” bir son vermesini istiyor. Böyle diplomatik manevralarla
İsrail terörünün önünü açmaya çalışan ABD, hem gerçek teröristin
yüzünü gizlemeyi hem de ileride girişeceği yeni saldırılara zemin
hazırlamayı amaçlıyor.
İntifada sürerken de taş atan çocukları terörist ilan eden ABD ve
İsrail, Filistin’in savaşmaktan başka bir yolunun kalmadığını çok
iyi biliyorlar. İntifada’yı barış sürecine vurulmuş büyük bir darbe
olarak tanımlayan ABD, Filistin’in bu savaşı kendisinin istediği
yalanını da tüm dünyaya yayıyor.
|
 |
Gökçe Fırat |
Düşmanımızın kim olduğunu ve
ne dediğini iyi anlayalım
500 yıldır sömürgecilikle ve emperyalizmle birlikte yaşıyoruz. 500
yıl düşmanımızı tanımak için yeterli bir süre sanırız. Bu 500 yılda
ezilen ulusların öğrendiği birşey olmalı. Biz dünyanın ezilen ulusları,
bugüne kadar emperyalizme ne kadar geri adım attırdıysak hepsi savaşarak
oldu. Savaşın ve direnişin dışında emperyalistlerin geri çekildiği,
vicdana geldiği bir döneme tarih tanık olmadı. Bugüne kadar tanık
olunmayan şeye bundan sonra tanık olacağımıza hangi “sol” garanti
verebilir? Kaldı ki emperyalistlerin savaş ilan ettiği koşularda bu
bir olasılık değil zorunluluk haline gelmiştir. Savaşmamanın alternatifi
teslim olmaktır. Teslimiyet, savaş karşıtlığı olarak sunularak aklanamaz. |
|
|
BU SAYIDA 08.04.2002 / Sayı:1 |
 |
Erkin Yurdakul |
|
TÜRKSOLU Çıkarken
TÜRKSOLU bir siyasal tavır, siyasal kuvvet
vücuda getirmek için çıkıyor. Olanaklarımız bir çok konuda herhangi
bir iddiamızın olmayışını açıklar. “Önceden yazmıştık işte çıktı”
diyemeyeceğiz, “tarafsız, objektif habercilik” diyemeyeceğiz, “her
alanda en son moda”yı takip edemeyeceğiz. “Derviş’le kahvaltıda
ekonomi” konuşamayacağız, “Pentagon’a giren ilk Türk” olmayacağız.
Buna ne niyetimiz var ne de şükür ki olanağımız.
|
 |
İnan Kahramanoğlu |
|
Ordu, AB çıkmazını sorguluyor
Türkiye’de ordu ve siyaset arasında uzun süredir
devam eden gerginlik, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri
Orgeneral Tuncer Kılınç’ın AB’yi eleştiren açıklamalarının ardından
yeniden gözler önüne serildi.
|
 |
Gökçe Fırat
Güneş Ayas |
|
Demokratikleşiyor Muyuz?
Sömürgeleşiyor Muyuz?
Türkiye’de gerçek bir demokrasi kurmak
için Batının demokrasi paradigmasının bütünüyle dışına çıkmak gerek.
Çünkü bu paradigma, bir; Türk halkının kendini
özgürleştiremeyeceği varsayımına dayanıyor, iki; özgürlük gibi bir
derdi yok ve tek amacı sömürge yapıyı ayakta
tutacak siyasal ve hukuki dayanakları yaratmak. Bu
yüzden de yanıltıcı bir şekilde Türkiye’de her sömürgeleştirme saldırısını
bir ‘demokratikleşme’ hamlesi izliyor ve Türk aydınının kafasını
karıştıran da bu ikincisi.
|
 |
Erol Manisalı |
Kılınç Paşa ne dedi?
Aslında Kılınç Paşa, kralın çıplak olduğunu
söylemiştir. Herkes Türkiye-AB ilişkilerindeki çirkinliği gördüğü
halde Kılınç Paşa bu tek yanlılık ve ve Avrupa taleplerinin kamuoyu
tarafından görülmesini sağlayacak bir açıklama yapmıştır ve bu bataklığın
üzerindeki örtüyü kaldırarak halkın gerçekleri görmesine imkan sağlamıştır. |
 |
İsmail Bostancıoğlu |
|
Özelleştirme Güzelleştirme mi?
1980'lerle hayatımıza giren özelleştirme
kavramı özellikle 90’lardan sonra daha sık telafuz edilmeye başlandı.
Sovyetler Birliğ’nin dağılmasıyla birlikte kapitalist sistem tüm
dünyada liberalizm ideolojisiyle meşruluk kazandı ve kendi programını
diğer ülkelere dayatı. Bu programın temel dayanağı ise ekonomideki
kamu sektörünün çökertilmesi.
|
 |
Türkel Minibaş
|
| Türkiye yüklü bir fatura
ödeyecek |
 |
Arslan Başer Kafaoğlu |
| “Özelleşme Güzelleşme”
Değil |
 |
|
‘Türk Solu işlevini tamamladı’demek
Deniz Gezmiş işlevini tamamladı demektir |
 |
Tarık Ali |
Solcu, milliyetçi, laik güçler
antiemperyalist cephe oluşturmalı
Atatürk’ün antiemperyalist bir savaş vererek
Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine yeni bir devlet yarattığını biliyorum.
Bu gelenek çok iyi bir gelenek. Ancak başka bir gelenek daha var ki,
onu beğenmiyorum. Bu da orduya siyasette merkezi bir yer ayıran gelenektir.
Bu, Türkiye’yi ABD’nin kollarına atmıştır. ABD de bunu 1950’lerden
beri bölgedeki merkezi bir destek güç olarak kullanıyor. Bu değişmesi
gereken bir şey. |
 |
Öner Yağcı |
| Sevdalımız Nazım Hikmet |
 |
|
|



|
|